top of page

Anne-Kız Terapisi
Psikolog Büşra Kulüp | +90 543 818 20 48
websİTESİ YAPIM AŞAMASINDADIR...
HALİHAZIRDA GÖRÜNTÜLEDİĞİNİZ WEBSİTE DÜZENLENMEKTE VE ŞU AN GÜNCELLENMEKTEDİR...
Terapi-hizmetleri
Anne-Kız Akademisi
Anne-Kız Terapisi (Mother-Daughter Therapy, anne ve kız arasındaki hiyerarşik ve karmaşık bağın; güvenli bağlanma, sistemik farkındalık ve çok yönlü iyileşme ilkeleriyle, yargısız bir alanda ve "göz hizasında" yeniden yapılandırılması (restorasyon) sürecidir.
Anne-Kız Akademisi'nin (Mother-Daughter Academy) yapılanması, sezgisel bir kurgu değil, kanıta dayalı (evidence-based) bir gerekliliktir.
Anne-Kız arasındaki İlişki
Anne ve kız arasındaki ilişki, insan gelişiminin en karmaşık, en dayanıklı ve psikolojik sağlık üzerinde en belirleyici olan dyadik (ikili) bağıdır. Bu makale, klasik aile terapisi yaklaşımlarının ötesine geçerek; anne-kız ilişkisindeki kuşaklararası aktarım mekanizmalarını, karşılanmamış duygusal ihtiyaçların (görülme, duyulma, dokunulma) nörobiyolojik izlerini ve bu bağın onarımı için uygulanan Bütüncül ve Sistemik Yaklaşımı ele almaktadır. 2025 yılına ait güncel literatür verileri (Zhang et al., 2025; Lyndina & Kozynets, 2025) ışığında, "Anne-Kız Akademisi"nin neden sadece bir tercih değil, önleyici bir ruh sağlığı müdahalesi olduğu operasyonel tanımlar ve klinik protokollerle tartışılmaktadır.
1.
Travma deneyimi
2.
Özgüven eksikliği
3.
4.
Anksiyete ve depresyon
Öfke kontrolü
5.
Stres yönetimi
Kuşaklararası Aktarım
Yaklaşımımız, anne-kız ilişkisindeki sorunları bireysel patolojiler olarak değil, sistemik bir miras devri olarak ele almaktadır. Literatürde "Kuşaklararası Aktarım" olarak tanımlanan bu süreç, Bowen’ın Aile Sistemleri Teorisi’nde vurguladığı gibi, kaygının nesilden nesile geçişidir.
Pike ve Rodin’in (1991) öncü çalışmaları, annelerin kendi beden algıları ve yeme tutumlarının, kızlarında yeme bozukluğu gelişimi üzerinde doğrudan yordayıcı olduğunu kanıtlamıştır. Ancak mesele sadece davranışsal bir modelleme değildir; epigenetik araştırmalar, annenin maruz kaldığı stresin, kızının sinir sistemi regülasyon kapasitesini biyolojik düzeyde etkilediğini göstermektedir. Dolayısıyla, "Biz ne gördük ki?" diyen bir anne, aslında kendi sinir sistemindeki regülasyon eksikliğini itiraf etmektedir.
Kültürel belleğimizde yer eden "Nereye koyduysan oradadır" cümlesi, genellikle kaybolan nesnelere dair pragmatik bir anne uyarısı olarak algılanır. Ancak klinik bir mercekle bakıldığında bu cümle, anne-kız ilişkisindeki döngünün en net özeti olabilir. İlişkideki tıkanıklık, kopukluk veya çatışma; tam da bırakıldığı yerde, yani görülmemişliğin, duyulmamışlığın, konuşulmamışlığın, koklanmamışlığın ve temas edilmemişliğin (skin hunger) olduğu o "ilk kırılma anında" durmaktadır.
Bir kız çocuğu için anne, dünyayı algıladığı ilk "öteki"dir. Winnicott’un "Aynalama" (Mirroring) kavramında belirttiği gibi, bebek annenin yüzünde kendini görür. Peki ya annenin yüzü, kendi travmalarıyla, kendi annesinden getirdiği "görünmez mirasla" puslanmışsa? İşte o zaman kız çocuğu, kendini değil, annesinin kaygılarını, ödenmemiş bedellerini ve yaslarını görür.
hizmetler-bakırköy-psikolog

İletişime Geç
Online danışmanlık için iletişim formu
Psikolog Büşra Kulüp
Tel: +90 543 818 20 48
Instagram @psikologbusrakulup
bottom of page





